
Reyhanlı ilçesinde, anneler, anneler günü hediyesi almak için gittikleri çarşıda bomba yüklü iki minibüsün patlatıldığı terör saldırısında vefat eden evlatlarının özlemi ile yaşıyorlar. Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 yılında, bomba yüklü iki minibüsle yapılan terör saldırıda evlatlarını kaybeden anneler yaklaşmakta olan anneler gününü kutlamak istemediklerini söylediler. Anneler, “11 Mayıs Günü, bizlere anneler günü hediyesi almak için çarşıya çıkan evlatlarımız saldırıda vefat etti, Bizlerde anneler gününü kutlamıyoruz. Çocuklarımıza ve yakınlarımıza anneler gününüzü kutlamayın diye tembih ediyoruz” dedi.
Oğlu Oğulcan Tuna’nın dershane çıkışında anneler günü hediyesi almak için PTT yakınındaki bir işyerine giderken gerçekleştirilen saldırıda vefat ettiğini söyleyen annesi Fatma Tuna, evladının bombalı saldırı sonucu genç yaşta vefatından duyduğu üzüntüyü hala unutamadığını belirtti.
Anneler günü hediyesi almak için çarşıda olduğu sırada saldırı sonucu vefatının üzerinden 13 yıl geçtiğini anlatan Tuna, “11 Mayıs yine geldi, anneler günü artık bizim için yoktur. Anneler gününü artık kutlamıyoruz. Çünkü Oğulcan’ım yok. Hayalleri vardı hayalleri yıkıldı gitti. Biz 11 Mayıs günü katliamı yaşadık. Çok kötü bir katliam yaşadık. İçimizden nasıl gelir ki anneler gününü kutlayalım. Anneler günü yok, ben kızıma da diğer oğluma da söyledim. Anneler günümü kutlamayın diye. Çünkü Oğulcan’ım yok. Oğulcan’ım olmayınca anneler günü de olmaz” dedi.
O GÜN DERSHANEYDİ
Terör saldırısının gerçekleştirildiği 11 Mayıs 2013 günü oğlu Oğulcan Tuna’nın ağabeyi Utku ile birlikte kendisine hediye almak istediklerini anlatan Tuna, “11 Mayıs günü dershanedeydi. Dershaneden çıkıp abisiyle birleşip bana hediye alacaklardı. Zaten ondan sonra birinci patlama oldu. Kendisi dışarıya çıkıyor çıkınca orada ikinci bombaya yakalanıyor. Daha abisiyle buluşmadan bombaya yakalanıyor. 53 şehit verdik. 53 tane şehidimiz var, benim Oğulcan’ım da içinde. Biz onun için o nedenle anneler gününü de kutlamıyoruz. Bütün anneler istemiyor” diye konuştu.
HAYALİ PİLOT OLMAKTI Oğlu için evlerinde hazırladığı özel odasında tüm eşyalarını yıllarca muhafaza eden ve her fırsatta odasına girip eşyalarını koklayıp, resimlerine bakarak özlem duyan anne Tuna, oğlumun en büyük hayalinin pilot olmak ve gökyüzüne dokunmak olduğunu söyledi. Anne Tuna, “Hayali vardı. Oğlum pilot olmak istiyordu. Gökyüzüne dokunmak istiyordu. Hayallerini oğlum bıraktı gitti. Oğlumun çok güzel hayalleri vardı hayallerini yıktılar. Hayallerini yaşayamadı” diye konuştu.
GERİYE TELEFON KABI, GÖZLÜK VE MENDİLİNİ BIRAKTI
Anlatırken duygulu anlar yaşayan Tuna, oğlundan geriye kalan patlama yerinde buldukları telefon kabı ile mendilini sakladığını ve gözü gibi baktığını anlattı. Tuna şöyle dedi;“Bana geriye patlama yerinde bıraktığı bir telefon kabı var. Bu da çocukluk gözlüğü. O gün okula gittiği mendili kaldı. Ben bunlarla teselli oluyorum. Bunlar da çocukken oynadıkları misketleri – bana her zaman anne bunlar da hatıra kalsın- derdi. Bunlar da Oğulcan’ımın hatıraları. Bir Fenerbahçeliydi oğlum. Şampiyon olmalarını bekliyordu o sene. Oğlum öldükten sonra Fenerbahçe şampiyon oldu. Ondan sonra da bugüne kadar hiç şampiyon olamadılar. Oğlum çok koyu bir Fenerbahçeliydi.”Sık sık mezarını ziyaret ettiği oğluna sevdiği çiçeklerden götüren Tuna ailesi, mezar başında dua etti. 11 Mayıs Reyhanlı Şehitler Derneği başkanı ve aynı zamanda Oğulcan’ın babası olan Ahmet Tuna ise, O gün Reyhanlı’da büyük bir katliam yaşandığını ve 53 kişinin vefat ettiğini anlattı.
Mahkeme süreçlerini yakından takip ettiğini sözlerine ekleyen Tuna;“11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı’da büyük bir katliam meydana geldi. Katliam sonucunda 53 şehit verdik. Daha sonrasında devletimiz büyük bir özveriyle çalışıp katilleri yakaladılar. Adana’da yapılan mahkemeyi bizzat ben takip ettim. 2013’ten bugüne kadar yaklaşık 16 mahkeme görüldü. 5 Temmuz’da da son mahkememiz yapılacak. Şu anda yargılanan 3 kişi kaldı onların da sonucuna bakacağız. Halen de firari 4 tane terörist olduğunu ifade ediyorum. Onu da inşallah devletimiz MİT teşkilatımız tarafından yakalanacaklar ve getirilip Türkiye Cumhuriyeti adaletine teslim edilecektir. Bu konuda devletimize MİT teşkilatımıza her zaman olduğu gibi bir kez daha teşekkür ediyoruz.”
Aynı gün oğlu Halil Erdemci’yi çalıştığı telefon tamiri yapılan işyerinde kaybeden anne Medine Erdemci, aradan geçen 13 yılda anneler gününü asla kutlamadıklarını ve kutlanmasını da istemediğini söyledi.
Anne Erdemci 13 Mayıs günü yaşadıklarını söyle anlattı;“13 yıl oldu 2013’ten beri, anneler günü asla kutlamıyorum. Çocuklarıma da diyorum ki o gün benim yanıma gelmeyin. Ben o gün oğlumu toprağa verdim. 11 Mayıs patlama günü ben oğlumu toprağa verdim. O günden ötürü anneler gününü kutlamıyorum. Çocuklarıma diyorum gelmeyin yanıma. O gün bana haramdır artık. Ben 28 yaşında evladımı toprağa verdim. Hiçbir annenin yüreği yanmasın” dedi.
EVLAT ACISINDAN ÖTE ACI YOK
Evlat acısından öte acı olmadığını sözlerine ekleyen ve duygulu anlar yaşayan Medine Erdemci daha sonra şunları söyledi;“Evlat acısı kadar büyük bir acı yok. O günü patlama gerçekleştiğinde ben evdeydim. Telefonla aradığımda hiç kimseye ulaşamadım. En son rahmetliyi aradım yabancı biri açtı telefonu. Benim o anda dizlerimin bağı çözüldü feryat ile bağırmaya başladım “Bu benim oğlumun telefonu, sende ne işi var” o da bana bilmiyorum abla getirip birisi benim dükkana bıraktı dedi. O zaman bildim oğluma bir şey olduğunu anladım. Ondan sonra haberi aldım. Patlama yerine gittim. Baktım ki her yer yanıyor sadece ellerimi açtım ‘Allah’ım benim çocukların buradan sağ çıktı mı’ diye. İkisi yaralı çıktı birini kaybettim. Orada tanıyanlar “teyze senin çocuklarında bir şey var mı” diye soruyorlar “bilmiyorum” diye feryat edip bağırıyorum. Çünkü yok dükkan yanıyor, dükkanı tanıyamıyorum. Alev alev her şey. Ondan sonra haberini aldım. Araştırma Hastanesine götürmüşler. O gece ameliyata girdi daha sonra kara haberini aldık. Yaşadığımız acı çok büyük. O nedenle anneler gününü kutlamak ta yok.”

